|
   
Çok şükür ki son yıllarda çok güzel kitaplar yayınlanıyor..Bunların hepsine burada yer verebilmemizin imkanı yok..
Bu bölümde sadece bizzat okuduğum kitaplara yer vereceğim.. Tüm diğer yazarlardan özür diliyorum..
Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi
Yılların araştırmacı gazetecisi Emin Çölaşan'ın bu kitabı
her gün karşı karşıya bulunduğumuz Medya dünyasının iç yüzünü anlatıyor. Medya -Siyaset-iş dünyası-çıkar ilişkileri..Bügünde sahnede olan anlı şanlı isimlerin çıkar sözkonusu olunca nasıl fırıldak gibi olabildiğini anlatıyor yazar.Bir solukta okuycaksınız.Bitincede ' Vay be' diyeceksiniz.. Medyayı küçümsemiyorum. Tabiki 'iyiki Medya var' diyenlerdenim.' Medya sonuç, neden ise bizleriz'. Ulusal ya da uluslararası bir felaket yaşandığında, haber kanallarının izlenme oranları tavan yapıyor. Böylece , gazete ve televizyon haber servisleri, bize daha çok kötü haber sunuyor, çünki toplum olarak onlara bunu istediğimizi biz söylüyoruz.
Demokrasimizle Yüzleşmek
27 Mayıs 1960 ihtilalinde 9-10 yaşında kısa pantolonla dolaşan bir çocuktum.Gebze'de oturuyorduk.Babam Cam fabrikasında çalışıyordu.Sabah kaltığımızda olağan üstü bir durum olduğunu anlamıştım. Sokağa fırladım. Koşede mevzilenmiş tankları ve askerleri gördüm. Tankları hiç bu kadar yakından görmemiştim. Bayram mı vardı ne !..Olan bitene aklımız ermiyordu. Birazdan askerler üzerimize geldi ' Defolun p.. kuruları. Sokağa çıkmak yasak. Defolun evlerinize..''! ' diye bizi azarladı...Korku ile evlerimize kaçıştık. İşte ben ilk defa o zaman demokrasimizle yüzleşmiştim..İhtilal olmuştu ve Ordu İdareye el koymuştu- ne demekse bu !!...İşte, O zaman , bu zaman hep dempokrasimizle yüzleşe yüzleşe bu yaşa geldim(yaşım söylemye dilim varmıyor 57). İnşallah genç kuşaklar sizler daha iyi demokrasilerlerde yaşarsınız. Daha iyi bir demokrasinin kurulmasına katkıda bulunursunuz inşallah.... Büyük bir kuşağın hayatı hep korku-Mahkemeler-hapis-işkence ile geçti..Kaybolup gidenler cabası...Emre Kongar'ın bu kitabını baş ucunuzdan eksik etmeyinz..Ne menem demokrasi imiş bu bizim demokrasi çok güzel anlatılıyor...Beğenecekesiniz..
Veda
Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.Yazar, Koca bir imparatorluğun da tarihini de segiliyor. Okuyucuya çaktırmadan.. İlgi ile okunacak bir kitap..
İhaneti Gördüm
Ülkemizde başından geçenleri objektif bir şekilde anlatan ve yazanlardan biri de emekli albay Erdal sarızeybek'tir. PKK terör örgütünün 1980'lerden günümüze kadar sarmaşık gibi nasıl boy attığını ve ona bilmeden(!) de olsa yardım eden siyasi, askeri tüm yetkilileri mercek altına alıyor..Herkes bu kitaptan nasibini alıyor. Bu ülkeye ihanet edebleri çok güzel resmeden çarpıcı bir çalışma. Bu günlerde daha da iyi anlıyacaksınız...perde arkasında neler oluyormuş, neler!!..
Sevdalım Hayat
... vay 'Leylim ley' vay...GÜMBÜR GÜMBÜR SAZLAR, BAĞLAMALAR ÇALIYOR SANKİ!..Hayat, ama ne hayat'..,Kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma, Ben Asyalıyım, Ben Afrikalıyım diyor sanki. Karlı Kayın Ormanında yürüyor..Hey Özgürlük diye haykırıyor. ,Kırılsa da kanadımız, asiye çıksa adımız, Duyan duysun, bilen bilsin GÜLÜM..,,Böyledir bizim sevdamız diyor ,Üstat.. değerli şair,sanatçı,yazar,ozan Livanelli usta.ne ömür ama. Canmı dayanır buna, Kaç kış, kaç bahar geçmiş üzerinden ?, Vay ' Leylim ley' vay '!!
Daha ne diyeyim bu kitap için.. varın siz okuyun, siz deyin ne derseniz!!!
|
|
Özgürleşme ve Eğitim Yolunda Unutulmuş Bir Uğrak
Hasan Ali Yücel- Kenan Öner Davası
Bu kitap, Hasan Ali Yücel'in Demokrat Parti(DP- Bazıları ısrarla diriltmeye çalışıyor !)İstanbul İl Başkanı Prof. Kenan Öner aleyhine 1947 'de açtığı o ünlü( şimdinin bazı gençlerinin haberi bile olmadığı) davanın belgelere dayanan bir anlatısı.(Ünlü yazar Kafka'nın Davası gibi..) Dava yaklaşık üç yıl sürer. Bu davada sanık Öner ve tanıkları Yücel'e, sanki bir sanıkmış gibi saldırmışlardır. Yücel'se bu ırkçı ve antikominist saldırılara karşı bir siyasal, hukuksal ve kültürel savaşımı tek başına göğüslemiştir( Milli şef İsmet İnönü hayattadır ve olup biteni uzaktan takip etmektedir- evet malesef- halk katında bilinen o ünlü ' tilki' siyaseti) ''). Sanık Öner 1944'de başlayan Irkçılık-Turancılık Davası sanıklarının avukatıdır. Bu sanıklar ilginçtir ki Yücel_Öner davasında da sanık Öner'in tanıklarıdır da. Nihal Atsız'ın başını çektiği bu tanıklar, Hasan Ali Yücel'i bakanlığı döneminde(1939-1946 ve Türk siyaset tarihinde mahkeme karşısında kalmak zorunda kalan ilk Bakan), koministleri, 'kominist oldukları halde' Köy Enstitülerini, köy çocuğu ve Enstitü çıkışlı köy öğretmenlerini korumakla suçlanmıştır...Yücel, mahkemeye sunduğu savunmalarda kominist olmadığını ama kominizmin '' bir sosyal ve politik düşünce'' olduğunu söylemiş ve eklemiştir. ( Hey Ya Rabbim- sen nelere kadirsin !! , bir de bügüne gelin bakın ki o dönemde suç olan Kominizm şimdi oldu 'Kapitalizm' !!!). Bakan Yücel şöyle devam eder, ' Köy Enstitüleri'nin benim tarafımdan korunduğunu söyleyen bu tanık bilmiyormu ki onlar benim sorumluluğum altında kurulmuşlardır.' Tüm sorun ' yemiş yemeye yeni başlamış yavrular gibi durmadan kitap okuyan bu çocukların(...) köydeki durumdan-şartlardan yakınmalarıdır.'Yücel'in bu davadaki savunmalarını içeren DAVAM( tıpki kendisinden çok çok önce yaşamış ünlü yazar Kafka'nın Davası gibi) adlı yapıtı için Nadir Nadi ''.. bu ayarda bir esere rastladığımı hatırlamıyorum'' demiştir. Bu eserinde( aslında onun bir hukuk savunmasıydı) Yücel demokrasinin, insan sevgisinin,(şimdi İnsan Hakları diyorlar), hukuk devletnin, basın özgürlüğünün, evrensel ve ulusal kültür değerlerinin gerçekten yetkin bir savunucusu olduğunu kanıtlamıştır ve bu kitap aslında DAVAM'a dayanılarak yazılmıştır.SEVGİLİ GENÇLER BU KİTABI OKUYUNUZ...Okuduktan sonra sahip olduğumuz bu CUMHURİYET'in değerini daha çok anlayacaksınız.. Bizi bu günlere ulaştıran Cumhuriyet--( ben yaşam mimarları diyorum) savaşçılarına binlerce teşekkürler.. Nur içinde yatsınlar..Necati Dokuzoğuz/Boğazkent İnternet Haber Hazetesi..
Burda tavsiye edilen kitapları 'Boğazkent Haber' internet gazetemizden ödünç alabilirsiniz..
tel: 731 00 06, www.berkimmobilien.com
|
|
|
 
Bir Dönem, Bir Çocuk
Bu kitapta Altan Öymen'in çocukluğuyla birlikte, 1930'lu 1940'lı yılların hikayesi var. Dönem çok ünlü bir dönem. Konuları arasında İkinci Dünya Savaşının öncesi var, kendisi var, sonrası var. 'Savaşa girdik, giriyoruz', Trakya sınırındaki köprülerin atılması,İstanbul'un boşaltılması,'Karartma Geceleri',opera geceleri,Köy Enstütüleri devrimi, Irkçılık-Turancılık davası,Tan Gazetesinin basılması,çok partili hayatın ilk seçimi, dönemin olayları arasında. Dönemin adı geçenleri arasında, Atatürk'ten İnönü'ye,Churchil'den Stalin'e,Hitler'den Musoloni'ye, Rosvelt'den Nazım Hikmet'e,Sabahatttin Ali'den Nihal Atsız'a kadar zamanın bir çok ünlü kişisi var. Tarzan,' Şirley',Münir Nurettin,Safiye Ayla,Hamiyet Yüceses,Arsen Lüpen,Cingöz Recai,Fenerbahçelei Cihat,Beşiktaşlı Hakkı da dahil.. Ve tabii Altan Öymen'in babası Hıfzrrahman Reşit, annesi Nezaket Öymen, kardeşi Örsan Öymen ve Gülden (Öymen) Hacaloğlu da yazarın anlattığı kişiler arasında. Bu yılları merak edenlere ( ki merak etmelisiniz..) bir solukta okunacak bir kitap....Yazar henüz hayatta iken okuyunuz.Belki soracaklarınız vardır. Bizim demokrasimiz hep böyle aydınlara çektirmediğini bırakmadı. işte size canlı tanık. Livanelli gibi..Daha nice yazarlar nice sanatçılar gibi..Vurulanlar vuruldu, gidenler gitti. Onlara soramazsınız.İşte size canlı bir tanık...Ne soracaksanız sorma şansınız var...
Secret-Sır
'Sır'rı (Hayatın-Evreninin sırrı da denebilir),Serik'de küçük bir bakkal-Kitapçıda buldum.! Eh nede olsa öyle gelişmiş bir toplum olduk ki, kitap da bir temel gıda olmuş.. Bakklada satılması o yüzden !!..Sır orada buzdolabının arkasında saklanmış duruyordu.Bu kitabı bu dükkanda ve bu şartlarda birde Serik gibi bir yerde kaç kişi merak eder, kaç kişi bulur (bir de 14.000 YTL öder de ) alır bilemiyorum.Sır'ın Yazarı Rhonda Byrne, Türkçeye çeviren Can Üstünuçar.(çevirmenlere en az yazarı kadar saygım vardır- hiç de kolay bir iş değildir.).Yazar Hayatta mutlu olmanın 'sır'rını anlatıyor.Ama bunun öyle kolay bir förmülü yok. Förmül sizde. Yazar evrenin Sırrı sizsiniz diyor.Düşüncelerimizde büyük bir enerji gizlidir. Düşüncelerimiz tıpkı bir TV istasyonu gibi belirli bir kanalda ve frekansda sinyaller yayar.İyi şeyler düşündüğümüzde yada tersine kötü şeyler düşündüğümüzde onlar öylece üstümüze geleceklerdir.Ben galiba şimdiye kadar iflah olmaz bir 'Muhalif' olarak hep tersini yapmışım. Düşündüğüm,korktuğum, çekindiğim kötü şeyler hep gerçek oldu. İnanın yazar haklı. Olacak olan olur zaten. '' Secret-(ingilizcesi)/SIR'rı size adıyorum.. 'Sır' Size , tüm varlığınızı kapsayacak sevgi ve mutluluğu getirebilir.''. Ben şimdiden bu yıl sonuna kadar 40.000 YTL kazanacağım diye, hatta ona şimdiden sahipmişim gibi düşünmeye başlayarak işe başladım. İnanın dalga geçmiyorum. Kazanamazsam kaybedeceğim bir şey yokki . Sıra sizde. Sizde iyi bir dilek tutarak ve hergün şükrederek ve o tuttuğunuz dilek olmuş gibi yaparak işe başlayabilirsiniz..
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Bataklıklar ülkesi Finlandiya bügün en gelişmiş ülkelerden birisi. Bataklıklardan ' Beyaz Zambaklar Ülkesi' haline gelebilmiş.Türkiye de kurtuluş savaşından hemen sonra bir çöl ve kurklıklar ülkesi hali
nde değilmiydi ?. Bir imparatorluğun çöküşünden doğmadımı bu Cumhuriyet.Kimlerle ?, O dönemin yurtsevenleri,öğretmenleri,aydınları, memurları(ki onlar eskiden Osmanlı memurları idi..),ve tabiki başta Atatürk,tek partili dönem, İsmet İnonü, Eğitim caimasının yüce mimarı Hasan Alii Yücel, daha nice yurtsever Ankara'yı bir bozkır kasabasından modern bir başkente dönüştürmedimi?. Bunları şimdi genç kuşaklar bir tarih olarak okuyor. Ama şu anda bile benim gibi nice ve nice insan var, yazar var, aydın var , onlar ve biz bu bize Tarih değil, bunlar bize Tarih gibi öğretilmedi. Biz bunları yaşadık ta oradan biliyoruz. Bu Cumhuriyet tarifi imkansız değerli insanların çabalarıyla doğdu. 'Köy Enstitüleri' birer kıvılcım, birer ateş oldu.Merak edenler okusun kaç bin kişi bu okullardan mezun oldu ve bozkıra yayıldı. Köy Enstitüleri birer eğitim ateşi oldu. '' ve keşke bu ateş hiç sönmeseydi''. Bence ,Fazıl Say(!) bu ülkeyi terk etmez. Onun ' Rüyalarımız söndü' deyişi bu yüzden. Niye kızıyoruz ki ?. ' keşke o ateş hiç sönmeseydi !' . Malesef ' kötü ruhlar' bu ateşi söndürdü.(kötü ruhlar halen iş başında') Cehalet,kültürsüzlük,bilgisizlik( evet evet en önemilisi bu BİLGİS
İZLİK,),benliksiz bir toplum.. , 'Kötü ruhların' işine geliyor. Çünki, onlar böyle bir toplumu daha iyi kandırabileceklerini ve bu şekilde daha uzun bir süre iktidarda kalabiliceklerini hesap ediyorlar. Bu hesap eninde sonunda şaşar.(hep şaştı, bundan sonra da şaşar). Yanlış olduğu, kandırmaca olduğu ortaya çıkar. Türkiye bugün Cumhuriyetin ilk dönemlerine göre ve de o kabus gibi yaşanan İkinci Dünya Savaşı yıllarından(1930-1940), çok çok daha iyi durumda. Arabalarımız,tirenlerimiz(hatta yer yer metrolarımz), otobüslerimiz, uçaklarımız, televizyonlarımız ve de ( bazılarımız beğenmese de) medyamız, ve de internetimiz var. Bu demek ki, aslında bizim bir teknoloji alt yapımız oluşabilmiş. Biz şimdi, ' Kulağımızı gizli gizli İngiliz yada Alman radyolarına dayayıp haber beklemiyoruz'. Haber her an elimizin altında. İşte belki de o yüzden ,kimse bizi kolay kolay kandıramaz.! İşte böyle biz şu anda çok çok şeye sahibiz. Benim merakım şu, acaba biz bu sahip olduğumuz bunca güzel varlıkları( bu bir güç bu bir enerji ve de sinerji) ne kadar Halkımızın yararına,onların aydınlanmasına ve de gelişmesine kullanabiliyoruz..!! Kullanamdığımız ortada. Bu ülkenin aydınları, sanatçıları, yazarları. Onlar hiç bir yere gidemez. Onlar bizim değerlerimiz. Babamız, amcamız,dayımız, ağabeyimiz,kardeşimiz.. Bakmayın öyle ' çekip giderim ' demelerine..Rüyalarımız solmasın..ve varsa böyle düşünenlerimiz bu kitabı okusun. ' ders kitabı' gibi okusun. Kötü ruhlar aydınlıktan hoşlanmazlar. Ve bu ülkemizin çok değerli öğretmenleri, memurları, din adamları,subayları, askerleri VE DE .. SAYIN SİYASETÇİLERİ, Ülkemizin gelişmesi için çabalarınızı ' Atatürk' adına, o Cumhuriyetin ilk kuruluş dönmlerinde verilen mücadele anısına, düşünün, düşünün ve bu Ülke için çalışın.
.. Bu kitabı herhangi bir kimse şu yada bu vesileyle okuyabilir.. inanın okuduğu zaman benim gibi düşüneceklerdir....(isyanım bu yüzden). Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk defa çevrilmiş. Doğrusu o ilk baskıyı dil açısından çok merak ediyorum.O ilk baskıyı bügün okusam anlarmıydım diye.Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuş. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri olulların müfredetına dahil edilmesini emretmiş.O yıllarda kitap çok büyük bir ilgi görmüş.(Demekki o yıllarda bile iyi bir çeviri yapılabilmiş).Geröekten de öyle değilmi? O meşhur ' Varlık' yayınlarının sarı kitapçıklarını hatırlayın. Ne muhteşem eserler Türkçeye kazandırılmıştı. Kitap bu yaz ortalarında günümüz Türkçesiyle yeniden basıldı. Kitap Finladıya'nın kurtuluş ,ilerleme ve devrim mücadelesini bir destan gibi okuyucuya sunuyor..Bu günlerde bu kitabı herkesin tekrardan ders çalışır gibi okumasında fayda var...Yazar Grigory Petrov, Rusçadan çeviren Sübhane Mirzayeva.
***
Kim bu yazar Grigory Petrov,(18 Haziran 1925 tarihinde Paris yakınlarında bulunan Maison de Sante ' Kliniğinde bir Rus mülteci olarak hayatını kaybetti.). Ama,nasıl olurda Bu Yazar, tam da bizim Kurtuluş Savaşından sonraki eğitim mücadelemizi bu kadar iyi anlatabilir ?
Acaba bu kitabın yazarı, Kitapta adı geçen o muhteşem eğitim kahramanı Snelman mı ?
Kim bu insan ?? .!! '' Biz, maalesef, bu kitapta anlatılan eğitim neferi Snelman'ı - yani bizim Snelman''ımız, Hasan ALİ Yücel 'i harcadık.. Kendi döneminde harcadık… Göz göre göre harcadık….( 'Milli şef ' İsmet İnönü'ye rağmen harcadık--- yazıklar olsun.), Kitabın yazarı bir Finlandiyalı değil. Bu bir gerçek…. Ama bir Finlandiya hayatını anlatıyor.. (Finlandiyalı olmadığını kendisi de söylüyor). Bulgar(çok baskısı yapaıldığı bir Ülke, acaba !?, Yogoslav mı?, acaba !?,) Yoksa , yoksa, … Acaba Türk' mü ?...Belkide Kemal Atatürk'tür. Ki Ülkemizde bu Kitabın en çok bakısı yapılmış….
İçime bir kuşku düştü ???
Atatürk acaba bu yazarı tanıyormuydu !!?
|
Öksüz Yamalığı
Köy Enstitülerinin kuruluş öyküsünü ve dayandığı ilkeleri, kapatılış öykülerini ve kapatan kişilerle, belgelerle bulcaksınız bu kitapta... Köy Enstitülerindeki demokratik eğitimin havasıyla öğrencilerin okuma ve düşünme ortamını da... Enstitüler üstüne yazılmış kitaplards bulamayacağınız ayrıntılar da Mustafa Ekmekçi'nin sıcak ve yalın anlatımıyla karşınıza çıkacaktır.Eğitim tarihimiz için önemli ve ilginç birçok malzeme de kitapta dolu... Ekmekçi'nin bu kitabına '' Köy Enstitüleri Ansiklopedisi'' de diyebiliriz./ Bu konudaki yaygaralar ve araştırma raporları, Tonguç'u sevindiren ve üzen olaylar... Tonguç sevincinden, H.A. Yücel kahrından nasıl öldüler? Köy Enstitüleri örselenirken seyreden Milli Şef İnönü kendisini nasıl savundu? Enstitülere saldıran sözde solcular yanıtlarını nasıl aldılar? Bütün bunları bu kitapta bulacaksınız.
Sizlerde katkıda bulunursanız seviniriz..
Boğazkent Haber Kitap Külübü sizler için yeni kitaplarla yakında huzurunuzda.. Şu an için sadce kısa tanıtımlarla yetiniyoruz.. Yakında bu kitapları daha da derinlemesine yorumlamaya çalışmayı hedefliyoruz.
Sizlerde katkıda bulunursanız seviniriz..
Kim varki düşündüklerini tam da yaşayabilmiş.
İşte görüyorsunuz yazarlar nasıl da yaşadıklarını düşünüyor, sorguluyor ve de yazıyor...
HEPİMİZ ÖYLE DEĞİLMİYİZ !! ???
|
|